DOĞRU VE YANLIŞIN ÖTESİNDE BİR DÜNYA VAR…
Mevlânâ’nın yüzyıllar öncesinden fısıldadığı bu cümle, bugün bir felsefi vecizeden çok, acil çıkış levhası gibi duruyor. Çünkü modern insan artık doğruyla yanlışı ayırt etmekte değil; doğruyu silah, yanlışı kalkan yapmada ustalaştı.
Bugün herkesin bir doğrusu var.
Ama kimsenin hakikate tahammülü yok.
Sosyal medyada, siyasette, medyada, hatta aile sofralarında bile aynı tablo:
Dinlemek yok, anlamak yok, durup düşünmek yok.
Sadece savunmak var.
Sadece saldırmak var.
Sadece “ben” var.
Doğru-yanlış tartışması artık ahlaki bir arayış değil; taraftarlık refleksi. Kimin doğru olduğu değil, kimin kazandığı önemli. Gerçekler, duruma göre eğilip bükülen hamur gibi. Bir gün kutsal, ertesi gün “algı”.
Mevlânâ’nın “ötesi” dediği yer tam da buraya işaret ediyor:
Haklılık sarhoşluğundan ayılmadıkça, hiçbir toplum iyileşemez.
Günümüz insanı neden oraya gidemiyor?
Çünkü orası cesaret ister.
Haklı olmamayı göze almayı ister.
“Yanılmış olabilirim” deme olgunluğu ister.
Bugün en zor cümle şu:
“Belki de ben yanılıyorum.”
Algoritmalar bizi sürekli haklı çıkarıyor.
Ekranlar bize hep bizim gibi düşünenleri gösteriyor.
Karşıt fikir düşman, soru soran hain, şüphe eden zayıf ilan ediliyor.
Böyle bir dünyada doğru-yanlış artık etik bir mesele değil, kimlik meselesi. Doğrun değişirse sen de değişmiş sayılıyorsun. O yüzden kimse yerinden kıpırdamıyor.
Mevlânâ bugün yaşasaydı…
Muhtemelen bir meydanda değil, bir kenarda dururdu.
Kalabalığın slogan attığı yerde susardı.
Herkesin konuştuğu yerde dinlerdi.
Ve şunu söylerdi:
“Siz haklı olmaya o kadar meşgulsünüz ki, insan olmayı erteliyorsunuz.”
Çünkü onun “buluşalım” dediği yer, tarafsızlık değil; derinliktir.
Ne görecilik ne kayıtsızlık… Bilakis, insanı merkeze alan bir hakikat arayışı.
Bugün o “öte” neresi olabilir?
Linçten önce durabilmek
Etiketlemeden önce anlamaya çalışmak
Karşıt görüşü susturmak yerine sınamak
Kazanmak yerine iyileştirmeyi seçmek
Kısacası:
Doğruyu bağırarak değil, taşıyarak savunmak.
Belki de Mevlânâ’nın çağrısı şuydu:
Aynı fikirde olalım demiyordu.
Aynı vicdan çizgisinde buluşalım diyordu.
Ve bugün, bu çağrı hiç olmadığı kadar güncel:
Haklıların çoğaldığı ama merhametin azaldığı bir çağda,
doğruyla yanlışın ötesinde bir yere gerçekten ihtiyacımız var.
Çünkü dünya,
haklılar yüzünden değil, anlayanlar sayesinde ayakta kalır...
Cemil Aktaş