10 Ocak, takvim yapraklarında “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak yer alır. Ancak bu tarih, gazeteciler için bir kutlamadan çok; aynaya bakma, mesleğin yükünü ve sorumluluğunu yeniden hatırlama günüdür. Çünkü gazetecilik, çoğu zaman alkışlarla değil, suskunluklarla; rahatla değil, bedelle yapılan bir iştir. Gazeteciler toplumla gerçekler arasında kurulan en hassas köprüdür.
O köprü bazen fırtınalı bir nehrin üzerine kurulur, bazen enkazın, savaşın, yoksulluğun ortasına… Ama her şartta ayakta kalması beklenir. Bir ucunda halk vardır, diğer ucunda güç odakları, kurumlar, yönetenler. Gazetecinin görevi, bu iki uç arasında doğru, dürüst ve şeffaf bir geçiş sağlamaktır. Bu köprüden sadece haber geçmez; umut geçer, itiraz geçer, vicdan geçer.
Görülmek istenmeyenler görünür olur, duyulmak istenmeyen sesler yankı bulur. Gazetecilik tam da bu yüzden rahatsız edicidir. Çünkü köprü olmak, ezileni güçlüye, gerçeği perde arkasına ulaştırmaktır. 10 Ocak, gazetecilerin çoğu zaman hangi şartlarda çalıştığını da hatırlatır bize. Gece gündüz demeden, bayram tatil bilmeden; kimi zaman imkânsızlıklarla boğuşarak yapılan bir meslektir.
Kalemin mürekkebi bazen uykusuzluk, bazen gözyaşı, bazen de cesaretle karışır. Özellikle afetlerde, krizlerde, toplumsal kırılma anlarında gazetecilerin köprü olma görevi daha da ağırlaşır. Enkazın başında bekleyen bir aileyle, o enkazın neden orada olduğunu sorgulayan toplum arasında ilk bağı kuran yine gazetecilerdir. O anlarda atılan her adım, kurulan her cümle bir sorumluluktur.
10 Ocak, gazeteciliğin değerinin bir günlüğüne hatırlanıp sonra unutulmaması gereken bir gündür. Çünkü köprüler bir gün için değil, her gün kullanıldığında anlamlıdır. Gazeteciler de her gün, sessizce bu köprünün ayakta kalması için nöbet tutar. Bazı meslekler vardır; yalnızca bilgi değil, vicdan ister. Yalnızca emek değil, cesaret ister.
Yalnızca kalem değil, yürek ister. Gazetecilik tam da böyle bir meslektir. Belki de bu yüzden, “en zor meslek hangisi?” sorusuna verilecek en gerçekçi cevaplardan biri gazeteciliktir. Gazetecilik, mesai saati tanımaz. Bayramda, tatilde, gecenin en karanlık vaktinde bile görev başındadır. Bir felaket yaşandığında herkes güvenli alanlara çekilirken, gazeteci olayın tam ortasına yürür.
Depremde enkaz başında, savaşta mermilerin gölgesinde, yangında alevlerin yanı başında hakikatin peşine düşer. Çünkü bilir ki, toplumun doğru bilgiye ulaşması onun sorumluluğudur. Bu meslek sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik olarak da yıpratıcıdır. Görülen acılar, tanık olunan dramlar, kayıplar ve gözyaşları gazetecinin hafızasında derin izler bırakır.
Ancak gazeteci, duygularını bir kenara bırakıp gerçeği olduğu gibi aktarmak zorundadır. Ne eksik ne fazla… Çünkü gazeteciliğin temelinde tarafsızlık ve doğruluk yatar. Gazetecilik, çoğu zaman kıymeti geç fark edilen bir meslektir. Haber yapılırken eleştirilen, gerçekler yazıldığında rahatsız edilen gazeteci; aslında toplumun aynasını tutar.
Kimilerinin görmek istemediği gerçekleri yazmak, bu mesleğin en ağır yüklerinden biridir. Üstelik gazetecilik, maddi karşılığıyla ölçülebilecek bir iş de değildir. Büyük fedakârlıklar ister; ailesinden, sevdiklerinden, hatta kimi zaman kendi güvenliğinden vazgeçmeyi gerektirir. Buna rağmen gazeteciler, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için görevlerini sürdürür.
Çünkü gazetecilik bir geçim kapısından öte, bir kamu hizmetidir. Bu yönüyle gazetecilik sadece zor değil, aynı zamanda onurlu bir meslektir. Gazetecilik en zor mesleklerden biridir. Bu vesileyle; gerçeğin peşinde yürürken yorulan ama vazgeçmeyen tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü saygıyla selamlamak gerekir.

GENEL
23 Ocak 2026KÖŞE YAZILARI
23 Ocak 2026GÜNDEM
23 Ocak 2026GÜNDEM
23 Ocak 2026GÜNDEM
23 Ocak 2026GÜNDEM
23 Ocak 2026GÜNDEM
23 Ocak 2026