Saklı Bir Cevher Olarak Otantik Öz
Yolculuğumuzun başından beri iradeyi; bir seçim kapasitesi, bir duruş ve bir sorumluluk estetiği olarak ele aldık. Ancak tüm bu merhalelerin ulaştığı tek bir zirve, iradenin tabiri caizse en yüksek ve yegâne makamı vardır: Kendi olma eylemi.
Özgür irade, dışarıdan devşirilen bir zırh değil; insanın en derininde saklı olan o otantik özün dışarı süzülmesidir. Ve bu öz, sandığımızın aksine çelik gibi sert değil, bir çiçek kadar kırılgandır.
Kırılgan Bir Hazine: Otantik Öz
Otantik öz; kişinin toplumsal maskelerden, törelerin biçtiği elbiselerden ve başkalarının beklentilerinden arınmış olan saf hâlidir. Bu öz, saklı bir cevherdir. Pahası biçilemez, değeri ölçülemez; ancak bir o kadar da naziktir.
Çoğu insan bu cevheri korumak yerine onu sertleştirir ya da üzerine kat kat yapay kimlikler örter. Oysa bu cevher, tahakküm kurulmayı değil, keşfedilmeyi bekler.
İradenin asıl görevi, bu cevheri dış dünyadan saklamak değil; onu layıkıyla gün yüzüne çıkarmaktır.
Cevher İlgi ve Emek İster
Bir mücevherin ışıldaması için usta bir elin sabrına nasıl ihtiyaç varsa, özgür iradenin—otantik özün—yeşermesi için de belli koşullar gerekir. Yazının başında söylediğimiz gibi:
Cevahir ilgi ister, özen ister, emek ister.
Su ister: Şefkat ve kabul ister. Kendi hatalarımıza ve eksikliklerimize gösterdiğimiz anlayış, iradenin kurumasını engeller.
Güneş ister: Hakikat ve şeffaflık ister. Pencerelerimizi temizleyip içsel ışığın içeri girmesine izin verdiğimizde, öz ancak o zaman parlar.
Emek ister: Vicdani dürüstlükle her gün o cevheri yeniden parlatmayı; tozlanan maskeleri temizlemeyi gerektirir.
Yankı Değil, Ses Olmak
Dünya büyük bir gürültü yumağıdır. Bu gürültü içinde en kolay şey, bir başkasının yankısı olmaktır. Özgül irade bu yankıların arasında kaybolur.
Özgür irade ise sessiz ama vakur olan o otantik sesi bulma eylemidir.
Kendi olma eylemi bir sonuç değil, bitmeyen bir süreçtir. Bu, iradenin en zorlu imtihanıdır. Çünkü dünya sizi sürekli başka bir şeye dönüştürmeye çalışırken, sizin o saklı cevheri—o kırılgan özü—koruyarak eyleme geçmeniz gerçek bir cesaret ister.
Son Söz: Cevherinizi Neye Emanet Ettiniz?
Hayatın karmaşası içinde o paha biçilmez cevheri tozlu raflara mı kaldırdınız, yoksa ona hak ettiği suyu ve güneşi mi veriyorsunuz?
Unutmayın; iradenin en büyük başarısı devasa kapılar çarpmak ya da büyük kaleler inşa etmek değildir. Asıl başarı, o kırılgan ve eşsiz özü nezaketle dünyaya sunabilme becerisidir.
Gerçek özgürlük, kendi hikâyesinin sadece okuyucusu olmak değil; o hikâyeyi kendi özgün mürekkebiyle yazan müellif olmaktır.
Peki siz bugün, o saklı cevherin parlaması için hangi emeği verdiniz?
Kendi olma eylemine dair küçük ama onurlu bir adım atmaya hazır mısınız?
Duygu ve düşüncelerinizi [email protected] adresi üzerinden benimle paylaşabilirsiniz.
Kendi özümüzün ışığında buluşmak dileğiyle…
GENEL
22 Ocak 2026KÖŞE YAZILARI
22 Ocak 2026GÜNDEM
22 Ocak 2026GÜNDEM
22 Ocak 2026GÜNDEM
22 Ocak 2026GÜNDEM
22 Ocak 2026GÜNDEM
22 Ocak 2026