Kıskançlık, insana dair en eski duygulardan biridir. Sevmenin bir parçası gibi görünse de, bazen sevginin önüne geçer. Bir ilişkide kıskançlık, çoğu zaman “seven insan kıskanır” denilerek normalleştirilir. Ancak bazen bu duygu, masum bir sahiplenme duygusundan çıkıp, hem bireyin hem de partnerinin hayatını cehenneme çeviren bir sanrıya dönüşebilir. Psikoloji literatüründe Shakespeare’in ünlü kahramanından adını alan Othello Sendromu, yani patolojik kıskançlık, tam da bu noktada başlar. Shakespeare’in Othello oyunundaki kahramanın kıskançlığı, hem kendisinin hem sevdiği kadının sonunu getirir. Bugün bu trajediyi sadece sahnede değil, ilişkilerin içinde de yaşıyoruz.
Othello Sendromu, kişinin partnerinin sadakatsiz olduğuna dair hiçbir somut delil yokken, hatta aksine kanıtlar varken bile sarsılmaz bir inanç beslemesidir. Bu durum sıradan bir güvensizlik değildir; kişi zihninde kurduğu senaryolara öylesine inanır ki, partnerinin attığı her adımı, giydiği her kıyafeti veya bir bakışını bu “ihanetin” kanıtı sayar. Bu durum bir düşünce değil, bir saplantıdır. Kişi defalarca karşı tarafın sadık olduğunu görse de içindeki kuşku bitmez. Telefonlar kontrol edilir, sosyal medya takip edilir, hatta bazen partnerin davranışları “suç delili” gibi yorumlanır.
Aslında kişi, aldatılma ihtimalinden çok kaybetme korkusuyla savaşır. Bu korku öyle derindir ki, sonunda sevdiği kişiyi korumaya çalışırken onu yorar, uzaklaştırır, hatta kaybeder.
Psikolojik açıdan bakıldığında Othello sendromu, paranoid düşünce örüntüsüyle ilişkilidir. Kişinin algısı bozulur; gerçeklik, duygusal yoğunluğun gölgesinde kalır. Peki, bir insan neden bu kadar yoğun bir kuşkuya hapsolur? Genellikle bu tablonun altında derin bir özgüvensizlik, terk edilme korkusu veya geçmişte yaşanmış ağır travmalar yatar. Ancak klinik düzeyde bu sendrom, bazen beyindeki nörolojik değişimlerin veya eşlik eden başka psikiyatrik bozuklukların bir sonucu da olabilir. Yani mesele sadece “kıskançlık” değildir — kişinin kendiyle kurduğu ilişki de burada belirleyicidir.
Peki bu döngü nasıl kırılır?
Öncelikle, kıskançlık hissi bastırılmadan ama yönlendirilerek ele alınmalıdır. “Partnerim beni aldatıyor mu?” yerine “Bu kadar korkmama neden olan şey ne?” sorusu daha anlamlıdır. Terapötik süreçte kişi, hem kendi değeriyle hem de kontrol etme ihtiyacıyla yüzleşir. Güven duygusunu dışarıda değil, içeride inşa etmeyi öğrenir.
Unutulmamalı ki sevgi, kontrolle değil, özgürlükle var olur. Othello’nun trajedisi, aslında hepimize bir hatırlatma gibidir: Kıskançlık, sevginin kanıtı değil, bazen onun mezarıdır.
GENEL
08 Ocak 2026KÖŞE YAZILARI
08 Ocak 2026GÜNDEM
08 Ocak 2026GÜNDEM
08 Ocak 2026GÜNDEM
08 Ocak 2026GÜNDEM
08 Ocak 2026GÜNDEM
08 Ocak 2026