06 Ocak 2026 Salı
GELECEĞİN ŞEFLERİ BULUŞTU
MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU
TAZİYE SOFRASI: GELENEK Mİ, YÜK MÜ?
“GENÇLER DEĞİŞTİ AMA BİZ BÜYÜKLER AYNI MI KALDIK?”
Kirli siyaset ne mi?
SEVGİNİN KARANLIK YÜZÜ: OTHELLO SENDROMU
Son zamanlarda gözlemlediğim kadarıyla birçok çocuk başarılı, çalışkan fakat mutlu değil. En önemlisi çocuk değil. Bu durum modern ebeveynlerin çarpıcı özeti diyebiliriz. Çünkü pek çok çocuk ‘daha başarılı olmalıyım’ çabasından kendi çocukluğunu kaybediyor. Çocuğun dünyasında oyunun yerini yarışlar ve hedefler almış durumda.
Elbette her anne/baba çocuğu iyi bir geleceğe sahip olsun ister fakat bazen bu iyi niyet beklenin aksi bir etki oluşturur. Çocuğa başarı yönünde yapılan baskılar, söylenen sözler çocuğun zihninde ‘başarılı olduğum kadarıyla değerliyim’ algısına dönüşür. Bu algılanın sonucunda çocuk bir şeyleri öğrenmenin zevkine değil hata yapmanın korkusuna kapılmaktadır.
Mükemmeliyetçilik baskısı altında büyüyen çocuklar genellikle dışarıdan çok düzenli, çalışkan, hatta “örnek öğrenci” olarak görülür. Ama iç dünyalarında büyük bir kaygı döner. Çünkü onlar için hata, sadece bir yanlış değil; değersizliğin sembolüdür. Bu nedenle eleştirilere aşırı duyarlıdırlar, başarısızlıkla baş edemezler ve en önemlisi, kendilerini sevmekte zorlanırlar. Buna ek olarak mükemmel olmaya zorlanan bir çocuk, bir noktadan sonra kendine güvenmeyi değil, kendini yargılamayı öğrenir.
Gelişim, kusursuzlukla değil; deneyim, hata ve öğrenme döngüsüyle gerçekleşir. Bir çocuk yanlış yaptığında, o yanlışı telafi etmeyi ve sorumluluk almayı öğrenir. Bu, sadece akademik değil; duygusal zekânın da temelidir. Çocuk, “başarısız olduğumda da seviliyorum” duygusunu içselleştirdiğinde, dünyaya daha güvenli bakar. Kendini koşulsuz kabul eden bir ortamda yetişen çocuk, yetişkin olduğunda da kendiyle barışık olur ve asıl başarı, burada doğar: Kendini sevebilen, kendine inanabilen bir insan olmak.
Psikolog Notu: Ebeveynler İçin Üç Küçük Hatırlatma
Belki de artık çocuklarımızdan “mükemmel” olmalarını değil, kendilerini sevmelerini beklemeliyiz.
Çünkü bir çocuğun en büyük başarısı, başkalarının onayını kazanmak değil, kendi iç huzurunu bulabilmesidir.