20 Ocak 2026 Salı
KIZILAY HATAY’DAN ÜYE ZİYARETİ
MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU
BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR
SİNSİ BİR SALDIRI ALTINDAKİ NESİL.!
Kirli siyaset ne mi?
BİR KEZ YAŞADIK, BİN KEZ DÜŞÜNDÜK
Hakiki Müslüman; ailesini, büyüklerini, yurdunu ve bayrağını sever. İnsanlara karşı yumuşak davranır ve imkân buldukça herkese yardım eder. Annesini, babasını, büyüklerini sayar, küçüklerini sever. Hiç kimseyi incitmez. Temizliğe son derece dikkat eder. Yediği, içtiği, vücudu, eşyaları ve çevresi hep temiz olur.
Hakiki Müslüman; kul olduğunu bilir ve kulluk vazifesini eksiksiz yapmaya uğraşır. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışır. Çoluk çocuğunu ahlâklı ve örnek bir Müslüman olarak yetiştirir; ona Kur’ân-ı kerîm okumasını öğretir ve tahsil yaptırır. Yalnızca akrabaları, arkadaşları, komşuları ile değil, bütün insanlarla iyi geçinir ve kendisi ile iyi geçinilir.
Hakiki Müslüman; dininin inceliklerini öğrenir, nimetlere şükreder. Yediği, içtiği hep helâldir. Kimsenin malına, canına ve nâmusuna göz dikmez. Hak yemez, kötülük yapmaz ve kendisine yapılanlara sabreder. Hile, hıyanet nedir bilmez. Haset edici, kıskanç ve kibirli değildir. Bilerek veya bilmeyerek bir günah işlerse, hemen tevbe eder. Büyüklerine, ölmüş olan mü’minlere, arkadaşlarına ve çoluk-çocuğuna dâima duâ eder.
Hakiki Müslüman; işlerinde son derece dikkatlidir. Zamanını boş geçirmez. Çalışır, fakat, rızkı Allahü teâlâdan bilir. Üzerine aldığı işi, zamanında hatta, daha önce yapar. Kul hakkından çok korkar. Kusurları affeder, hiçbir zaman; münakaşa etmez ve kimsenin kalbini kırmaz.
Hakiki Müslüman; her işiyle çevresine örnek olur. Kimse ile alay etmez ve yalan söylemez. Fitne çıkarmaktan çok çekinir. Öfkesine hâkim olur. Müslüman gıybet yapmaz, riyâ hatırından bile geçmez. Tatlı dilli, güler yüzlü, sözü ve özü doğrudur. Son derece tevâzu sâhibi ve alçak gönüllüdür. İffet sâhibi, şefkatli, cömert, dürüst ve kibardır.
Hâsılı hakiki Müslüman; bütün kötü huylardan uzak ve iyi huylara sâhip olarak, dünyada rahat ve huzur içinde yaşadığı gibi, ahirette de sonsuz saâdete erer.
Dörtyol, Amanos Dağları`nın eteğinde Akdeniz`in kıyısında, yeşil ile mavinin harman olduğu bir yerde, yiğit ve mert insanların yaşadığı Hatay`ın Türkmen İlçesidir. Osmanlı Devleti`nin I. Dünya Savaşı`na katılması üzerine, topraklarımızın İtilaf Devletleri tarafından pay edilmesi gündeme geldi. Yaşadığımız Doğu Akdeniz Bölgesi, konumu gereği ilk olarak Fransızlar ve Ermeniler tarafından işgale uğradı. Belirli bir plan dahilinde diğer bölgelerimiz de istila edilerek, baskı ve zulüm uygulandı. Tahrik edici hareketler ve sataşmalar, canımıza tak demişti. Artık, bıçak kemiğe dayanmış, düşmanlara dünyayı zindan etme zamanı gelmişti. Vatanımızın uğrunda ölmek var, dönmek yoktu. Mustafa Kemal Atatürk`ün dediği gibi: ‘Ya İstiklal Ya Ölüm!’
Mehmet Kara (Çavuş) ve arkadaşları, zorluklara rağmen bir araya gelerek güçbirliği içerisinde, mükemmel bir başarıya imza attılar. Anadolu`da ilk direnişi başlatarak, yıldırım hızıyla düşmanları def ettiler. Şairimizin deyimiyle, ‘Mabedimizin göğsüne namahrem eli; ‘ Değdirtmediler. Hainler, toparlanarak Karakese Köyü`ne baskın girişiminde bulundular. Arkadaşlarıyla, kararlı ve cesaretli bir şekilde direnen Mehmet Kara, 19 Aralık 1918 tarihinde Kurtuluş Savaşı`na meşale olacak İlk Kurşun`u sıkarak, kıvılcımı ateşlemiştir. Pus ve fırtına yerini güneşli, parlak ve yıldızlı bir güne bırakmıştır. Bu hareket, din ve vatan sevgisinin önemli bir göstergesiydi. Dünyada, biz Türk`lerin yeniden diriliş destanıydı. Şairin deyimiyle: ‘Bu ezanlar ki, şehadetleri dinin temeli, Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’ Bu manada, minarelerimizden ezan sesleri, sürekli yankılanmıştır.
Mehmet Kara ve Arkadaşları, İlk Kurşun`un morali ile Kara Hasan Paşa tarafından kurulan Kuvay-ı Milliye Teşkilatı`na katıldılar. 9 Ocak 1922`de Mustafa Kemal Atatürk`ün liderliğinde güzel Dörtyol’umuz düşman işgalinden kurtarıldı. İşgalcilere, hiçbir zaman unutamayacakları dersler verildi. Milli Mücadele nin önemli işareti olan İlk Kurşun ile birlikte, farklı illerimizin kurtuluşa katkı sağlayan kahramanlıkları, dünya durdukça sürekli anılacaktır. Milli birlik ve beraberliğimiz sayesinde elde edilen başarı, her zaman Tarihimizi altın harflerle süsleyecektir. Ayrıca, geleceğimiz için verilen mücadelenin, üniversitelerimizde tez konusu olması, önemli bir olaydır.
İlk Kurşun`un Gazeteci Hasan Tahsin tarafından 15 Mayıs 1919`da İzmir`de Yunanlılara karşı, atıldığı sanılıyordu. Ancak, Araştırmacı Yazarlar Mehmet Tekin ve Kadir Aslan`ın girişimleri sonucu, Genel Kurmay Başkanlığı`nın 27.01.1992 tarihli yazısı ile İlk Kurşun`un Hatay`ın Dörtyol İlçesinde Mehmet Kara tarafından Fransız destekli Ermenilere karşı sıkıldığı ortaya çıkmıştır. Böylece, yanlış hesap Bağdat`tan dönmüştür.
Her 19 Aralıkta Dörtyol`umuzda Milli Mücadele de düşmana sıkılan İlk Kurşun, törenlerle kutlanmaktadır. Bu günün anısına, çeşitli programlar düzenlenmektedir. İlk Kurşun Anıtı, İlk Kurşun Müzesi ve Atatürk Evi ziyaretçi akınına uğramaktadır. Bu sayede, milli ruh ve heyecan en güzel biçimde yaşanmaktadır.
Kurşun, savaşta düşmana karşı olursa değer kazanır. İlk Kurşun`la övünmek, elbette en doğal hakkımızdır. Gelecek nesiller, bu duygu ve coşkuyu he zaman yaşayacaklardır. Atalarından miras olan örf, adet, gelenek ve göreneklerine sürekli bağlı kalacaklardır. Dörtyol`dan istiklal ve bağımsızlığımız için başlatılan ilk hareket, Ü lkemizin her noktasına ulaşarak Milli Mücadele`nin başarı ile sonuçlanmasını sağlamıştır. Sağlam ve sarsılmaz temellere dayanan Devletimiz, karşılaştığı çok badireyi bir çırpıda bertaraf etmiştir. Her zaman geçmişimiz, geleceğimizin teminatı olmuştur.
Merhum Mehmet Akif`in ‘Bastığın yerleri toprak diyerek, geçme, tanı! Düşün! Altındaki, Binlerce kefensiz yatanı’ dizeleri, vatan topraklarımıza ve şehitlerimize olan hassasiyetimizi çok güzel dile getirmektedir.
Milli Mücadele nin Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Dörtyol`umuzun kurtuluşu için canları pahasına mücadele veren Mehmet Kara, Kara Hasan Paşa ve arkadaşlarına Allah`tan rahmet diliyorum.
9 Ocak Kurtuluş Bayramımız kutlu olsun…
Mefkûre nedir? Önemli ve teferruatlı bir ķavram.
Toplumları geleceğe götüren, değerleriyle birleşerek hedef belirleyen içeriğin ta kendisidir.
Bizim mefkûre gönüldaşlarımız dün de vardı, bugün de var, yarın da var olacaktır.Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın.
Türkiye, dokusu, taşıdığı misyon ve barındırdığı değerleriyle birlikte adeta bir yol göstericidir
Fikri, ülküsü, mefkûresi ve ‘Kızılelma’sı olmayan hiçbir toplum gelecek vadedemez.o Türkiye’nin üzerinde durması gereken, aydınların, fikir ve zikir sahibi insanların derinden dert etmesi gereken önemli bir konudur.
Beşeri çıkarlar üzerinden gelecek düşünenlerle, gelecek inşası mümkün değildir. Çünkü mefkûresiz, fikirsiz maddi güç mutlu etmez. Gelecek nesillere yüklenecek en önemli içerik mefkûredir. Türkiye’nin daha fazla içerik, ülkü ve fikir tandanslı bir yol haritasına ihtiyacı vardır.
Önümüzdeki yeni yüzyıl, devletimizin tarihsel misyonunu yeniden sahneye konmasını gerektirecek yüzyıldır.
Mefkûre merkezli bir yol haritası ile bunca emrivakilere, operasyonlara ve senaryolara karşı koymak mümkündür. Gelecek nesiller için, Fırat ile Nil arasındaki yeni düzen inşası için;
Anadolu’dan Türkistan’a, Anadolu’dan Orta Doğu’ya, Anadolu’dan Afrika, Balkanlar ve tüm Batı’ya ulaşmamız için mefkûre içeriği ve yolu şarttır.Türkiye, yeni yüzyılda farklı bir hedefe doğru yol almıştır.
Kızılelma’sı olan mefkûre kurgusu ve bunu dâvâ edinenlere her zaman ihtiyacımız vardır.
Bunun farkında olanlar ve bu yola baş koyanlar için:
Zaferimiz kutlu olsun…
* Büyük İslâm âlimi Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyurdu ki:
“Îmânı olan ve aklı olan ve bâliğ olan erkek ve kadınlara, Mükellef denir. Mükellef olanların, ölümü çok hatırlaması sünnettir. Çünkü, ölümü çok hatırlamak, emirlere sarılmaya ve günahlardan sakınmaya sebep olur. Haram işlemeye cesareti azaltır.”
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki:
“Lezzetleri yıkan, eğlencelere son veren ölümü çok hâtırlayınız!”
* Eve Besmele ile girmeli! Girerken, İhlâs sûresini okumalı!
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki:
“Eve girerken İhlâs-ı şerîfi okuyan, yoksulluk görmez!”
* Âile fertlerine iyi davranmalı, onları güzelce idare eylemeli! Tatlı nasihat ederek, Allahü teâlânın emirlerini onlara öğretmeli! Namazlarını kılmalarına çok dikkat etmeli! Her ihtiyaçlarını helâlden temin eylemeli! Onlara haram lokma yedirmemeli! Onları incitecek, üzecek söz ve davranışlardan sakınmalı.
* Herkese elinden geldiği kadar iyilik etmeli! Müslümanların ilim öğrenmelerine ve ibâdetlerine yardım etmeli! En büyük yardım, onlara Ehl-i sünnet itikadını, helâlleri, haramları, farzları öğretmek ve hatırlatmak, mûteber, kıymetli bir din kitabını hediye etmektir.
* Şunları yapmaya çok gayret etmelidir:
Her işe Besmele ile başlamalı. Her işi tamam edince; “Elhamdülillah” demeli. Filân yere gideceğim dediğinde; “İnşaallah” demeli. Bir musibet işittiğinde; “İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci’ûn.” demeli. Günah işlediğinde tevbe ve istiğfar etmelidir.
* Müslümanın Müslüman üzerinde yedi hakkı vardır:
1- Dâvetine gitmek. 2- Hastalannca ziyâret etmek. 3- Cenâzesine gitmek. 4- Nasihat etmek. 5- Selâm vermek. 6- Zâlimin elinden kurtarmak. 7- Aksırıp Elhamdülillah deyince; Yerhamükellah demek.
* Müslümanın hayırlısı, kendisinde şu altı haslet bulunandır:
1- İbâdet eder. 2- İlim öğrenir. 3- Kötülük yapmaz. 4- Haramlardan sakınır. 5- Kimsenin malına göz dikmez. 6- Ölümü hiç unutmaz.
* Su içerken üç defada içmeli ve terli iken su içmemeli!
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki:
“Su içeceğiniz vakit, ayakta içmeyiniz! Vücudunuza zararlıdır.”
Dörtyol, Doğu Akdeniz Bölgesi’nde kurtuluş meşalesinin yakıldığı, varoluş destanımızın yazıldığı önemli bir Türkmen Şehridir. Dile kolay, bundan yüz yedi yıl öncesiydi. Her zaman. bu topraklarda doğup büyümenin gururunu yaşıyorum.
Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ne güzel söylüyor: “Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.”
Atalarımız, düşenin dostu olmaz diye boşuna söylememişler. Öncelikle Dörtyol, 11 Aralık 1918’de Fransız destekli Ermeniler tarafından işgal edilmiş olup, başka illerimiz de plan dâhilindeydi. Düşmanların hesapları Anadolunun her yerinde kendini gösteriyordu. Gözdağı vermeler ve sataşmalar hız kesmiyordu. İnsanlarımız, bu davranışlara seyirci kalamazdı. Sabır, tahammül sınırlarını aşarak son noktasına gelmişti. Arkadaşları ile bir araya gelen cesur yürekli vatan evladı Mehmet Çavuş, 19 Aralık 1918 günü canilere karşı durmuş, İlk Kurşunu sıkarak fitili ateşlemiştir. Dörtyol’dan, Kurtuluş Savaşı için dosta ve düşmana anlamlı bir mesaj veriliyordu. Bu husus, zor şartlarda inancın ve azmin başarısı, güzel günlerin habercisiydi. Güneyden gelen ışık, Yurdumuzun her yerinde geleceğimiz için moral kaynağı olmuştur. Kararlı adımlarla, büyük zafere doğru gidiliyordu. İman gücü karşısında top, tüfek hikâye… Medeniyet ise “tek dişi kalmış canavar” dı. Kesin olarak karar verilmişti, düşmanlar topraklarımızdan kovulacaktı. Mert ve cesur Kara Hasan Paşa, Kuvay-ı Milliye Cemiyeti’ni kurarak, Mehmet Çavuş ve arkadaşlarıyla aynı safta yer aldı. Atatürk’ün öncülüğünde verilen mücadelenin neticesinde Dörtyol’umuz, 9 Ocak 1922 tarihinde düşmanlardan temizlendi. Bu uğurda çok bedel ödedik, şehitlerimiz ve gazilerimiz oldu. Milli Şairimizin dediği gibi, Yurduma alçakları uğratmadık, gövdemizi siper ederek yapılan saldırıların tümünü durdurduk. Ülkemizin bekası için sarf edilen olağanüstü çabalar, Türk’ün şahlanışıydı. Gelişmeler, Anadolu’nun sonsuza dek Türk Yurdu olarak kalacağını bütün dünyaya gösteriyordu..
Hatay Dörtyol’ dan düşmana sıkılan İlk Kurşunun 107. Yıldönümünü kutluyorum. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İlk Kurşun’un mimarı Mehmet Çavuş, Kuvay-ı Milliye’nin sembolü Kara Hasan Paşa ve arkadaşlarını rahmetle, minnetle anıyorum.